Kıl dönmesi Nedir?
Kıl dönmesi ( Cil altı kıl yuvası – Dermoid Kist – Plonidal sinüs )
Yukarıda 3 farklı isimle adlandırdığımız kıl dönmesi genellikle poponun iki lobunun bitiştiği çukur bölgede meydana gelir. Kuyruk sokumu diye tabir ettiğimiz bölgede oluşur. Genellikle çok oturan kişilerde görülmektedir. Erkeklerde daha sık görülür. Masa başı iş yapanlar bu anlamda daha dikkatli olmalıdırlar. Kıl dönmesi denen hastalık deriden çıkan kılın içe dönmesi olarak algılanır ancak hastalığın gelişimi bu şekilde değildir. Deri altında kistik baloncukların oluşmasına ve zamanla bu baloncuğun içine hareket spor vb nedenlerle kılların düşmesine ya da dolmasına denmektedir. Kıl dönmesi yaralarından bazen kıl çıkmayabilir. Aşırı hijyen ya da temizlik yapılmaması kıl dönmesine neden olabilir. Kuyruksokumunda oluşan deliklerden giren kıllar iltihabın artmasına neden olacaktır. O nedenle sık banyo yapmalı ve kuyruk sokumu bölgesini sabunlu bezle temizlemeliyiz. Ancak kılların aşırı alınması (özellikle bayanlarda) çok fazla cildin tahriş edilmesi de kıl dönmesi yapacağı için dikkatli olmakta yarar var.
Kıl Dönmesi Tedavisi
Hastalık çok önemli görülmese de ameliyatla tedavi edildiği için hastaya narkoz verildiği için ve iyileşme süreci 14-15 günü bulduğu için sıkıntılı bir tedavis süreci vardır. Kıl dönmesi ameliyatında yeni gelişmeler de söz konusudur yeni yöntemlere göre iyileşme süreci 1 haftaya indirilmiş hastalığın nüks etme sorunu daha da azaltılmış doktora gidiş ve yatış sayısı azaltılmıştır.
Kıl dönmesi kalıtsal değildir hastalık sonradan gelişmektedir. Kıl dönmesi Göbekte ya da diğer bölgelerde de karşımıza çıkabilir bazı kıl dönmesi vakalrında iltihaplı yaralar gelişebilir.
Kıl Dönmesi Tedavisinde Gümüş Nitrat ve Fenol
en son geliştirilen tekniklerden biri olan Gümüş nitrat ve fenol tedavisi Kıl dönmesinde etkin başarı ve minimum nüks oranına sahip bir tedavi çeşididir.
Kıl Dönmesi hastalığından korunmak için neler yapılabilir?
1.Vücut temizliğine dikkat edilmeli
2.Kuyruk sokumu el ile fırçalanmalı,
3.Çok oturulduğunda ara verilip kuyruk sokumu bölgesi temizlenmeli
4.Eğer kıllı bir vücut yapınız varsa tüy dökücü krem ya da traş bıçaklarıyla kıllar uzaklaştırılmalıdır.
Rujlu.com
Vajinismusun bilimsel yöntemler ile 3 gün gibi kısa bir sürede %100 tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu biliyor musunuz?
Vajinismus nedir?” sorusunun cevabını verebilmek için vajina ve vajina kasları ile ilgili genel bilgiler verelim.
Vajina nedir? Vajina ne işe yarar?
Kadınlarda cinsel ilişkinin gerçekleştiği anatomik bölgeye “vajina (vagina)” denir.
Vajina kadınlarda aynı zamanda doğum kanalı, adet kanalı ve idrar kanalı olarak bilinen “üretra”nın geçtiği kanaldır.
8-9 cm’lik vajinal kanal kadınlarda uzama ve esneme özellikleri sayesinde 16-18 cm’ye kadar genişleyebilmektedir. Bu durum hem normal doğumda hem de ilişkide yarar sağlamaktadır.
Vajinismus nedir?
Vajinismus veya Vaginismus ise vajinal kasların istemsiz kasılmaları sonucunda cinsel ilişkinin olamaması veya oldukça ağrılı olmasını tarif eden patolojik bir belirtidir.
Bilinçaltına yerleşmiş bir takım korkular ve yanlış cinsel bilgilendirilmeler sonucunda vajinal kanalın 1/3 dış kısmındaki pelvik kaslar, vucudun adeta bir “kendini koruma mekanizması” sonucunda istem dışı olarak (kişinin kendi kontrolü dışında) kasılır ve bu şekilde cinsel birleşme yani “penetrasyon” olanaksız hale gelir. Bu pelvik kaslar içinde en çok bilineni Pubococcygeus (Pubokoksigeus olarak okunur, PC olarak da kısaltılabilir) kasıdır.
Vajinismus problemli kişilerde PC kası cinsel birleşme anı geldiğinde kontrolsüz olarak (kendi başına) kasılmaktadır. Aslında PC kası normalde kendi kontrolümüz altındadır, yani kendi istemimiz ile kasıp gevşetebildiğimiz bir kastır. Nitekim aynı kası idrarımız geldiğinde tuvalete yetişirken kasarız (yani kendimizi tutarız), idrar yaparken ise gevşetiriz.
Vajinismus problemi jinekolog ve psikiyatrlarca “tüm dünyada” oldukça sıkça karşılaşılan bir sorundur. Yani bu durum yalnızca bizim gibi Müslüman veya kapalı-tutucu çevrelerin bir problemi olarak görülmemelidir.
Vajinusmus problemine sahip bayanlarda, kasılmalar yalnızca vajinal girişde değil, aynı anda karın, bel, sırt, bacak gibi vücudun pek çok bölgelerinde de olabilir. Bu nedenle de çiftlerin ilişki denemeleri sonrasında kişilerin bu bölgelerinde yaygın olarak kas ağrıları (myaljiler) görülebilmektedir. Bu durum biraz da vajinismusun derecesi ile ilişkilidir.
Vajinal kasılmaların en önemli özelliği kasılmaların istemsiz şekilde yani tamamıyla kişinin kontrolü dışında, diğer bir tabir ile “refleks olarak” oluşmasıdır.
Vajnusmus durumunda vajene herhangi bir şeyin girmesi mümkün değildir ve her türlü girişim çabası son derece rahatsızlık verici veya imkansızdır.
PC kasında istemsiz kasılma şeklinde kendini gösteren bu vajinal refleks – sadece cinsel ilişki esnasında değil – kadının jinekolojik muayenesi sırasında, tampon kullanımı durumunda ya da parmağın vajene sokulması gibi vajene herhangi bir girişim içeren durumunda da ortaya çıkabilir.
Kasık ağrıları alt karın bölgesinde bulunan rahim, yumurtalıklar, tüpler, idrar torbası ve barsaklara ait patolojilerle ilgili ağrılardır. Kadın hastalıkları polikliniklerine başvuran hastalarda en sık rastlanan şikayetlerden birisidir.
Kasıklarda ağrı bazen ani başlayan yoğun bir şekilde olabilirken (akut kasık ağrısı) bazen de uzun süreden beri devam eden rahatsız edici (kronik kasık ağrısı) şeklinde olabilir. Genç ve bekarlarda daha az görülürken, orta yaşta üreme çağlarındaki kadınlarda daha sık rastlanır, menopoz sonrasında yine nadir görülen bir şikayettir.
Kasık ağrısının çok çeşitli sebepleri olabilir. Hatta bazı hastalarda hiçbir neden bulunamayabilir.
Başlıca nedenleri:
- Rahim, yumurtalık ve tüplerin enfeksiyonları (iltihap) (PID)
- İdrar yolu enfeksiyonları, sistit
- Endometrit
- Dış gebelik
- Endometriozis
- Yumurtalık kisti yırtılması
- Yumurtalık Kisti Torsiyonu (Burkulması)
- Mittelschmerz (yumurtlama dönemi ağrısı)
- Myom
- Apandisit
- Barsak iltihabı
- İrritabl kolon hastalığı
- İskelet sistemine ait hastalıklar
- İdrar yollarında ve böbreklerde taş, kum olması
Gebelikte kasık ağrısı en sık görülen şikayetlerden birisidir. Bu konu hakkında ayrı bir yazıda detaylı olarak bahsedilmiştir, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Uzun süreden beri olan “kronik kasık ağrıları” ise tanı ve tedavisi güçlük yaratan durumlar olup çoğunlukla üreme sistemi ile ilgili problemlerden kaynaklanır (rahim, yumurtalıklar gibi). Karın içindeki diğer organlara ait hastalıklar da zaman zaman kronik kasık ağrıları yapabilmektedir (barsak, kas, periton ve kemiklere ait ağrılar gibi).
Tanı için neler yapılır:
Kasık ağrısı ile başvuran hastalarda nedenin araştırılması için öncelikle vajinal muayene (bakirelerde yapılmaz), karın muayenesi, idrar tahlili yapılır. Bazı durumlarda kan tahlili veya tomografi gibi daha ileri görüntüleme yöntemleri sebebi netleştirmek için gerekebilir.
Tedavi:
Tedavisi ağrının sebebine göre planlanır. Enfeksiyonlarda genellike ağızdan antibiyotik tedavisi yeterli iken, yumurtalık kisti, myom gibi nedenler bazen ameliyat gerektirebilmektedir. Yukarıdaki sebepler arasında anlatıldığı gibi kasık ağrısı her zaman kadın hastalıkları ile bir sebepten kaynaklanmaz bazen genel cerrahi veya üroloji gibi branşları ilgilendiren hastalıklardan kaynaklanabilir. Bu durumla
Vajinal tamponlar kadınlar için büyük rahatlık sağlasa da, araştırmalar hekime danışılmadan tampon kullanılmamasından yana.Tampon kullanımı sırasında sık sık değiştirilmezse, Aureus adı verilen bir bakteriden kaynaklanan toksit şokuna neden olabilir ve bunun salgıladığı toksinler hayati tehlikeye neden olan enfeksiyonu yapar.
Toksik şok sendromunda görülen şikayetler şöyle sıralanabilir:
Ani yükselen ve 38 üzerinde seyreden ateş
İshal
Kusma
Kas ağrısı
Ciltte güneş yanığı gibi lezyonlar
Baş ağrısı
Ani tansiyon düşmesi
Tampon kullanırken hangi tedbirler alınabilir?
Tampon kullanırken takma ve çıkarma öncesinde eller temiz sabunla yıkanmış olmalı.
Tampon jelatininden açılınca ucu hiçbir yere temas etmeden hemen vajinal uygulanmalı.
4 saatte bir mutlaka değiştirilmeli, ancak her tuvaletye giriş çıkışta saati dolmasa bile değiştirilmesi gerekir.
Satılan hijyenik tamponların dışında evde pamuktan yapılan tampon benzeri şeyler kullanılmamalı.
Gece yatarken çıkarılıp pet kullanılmalı.
Evde elle meme kasneri muayenesi yapabileceğinizi biliyor muydunuz?
Evde elle meme kanseri muayenesi, yaparak kadınlarda çağın hastalığı olan meme kanserinden erken teşhisle kurtulabilirsiniz. Meme kanseri modern çağın kadınının en sık karşılaştığı kanser türlerinden biridir ve erken teşhisle Meme kasnerinden %90 oranında kurtulmak mümkündür. O bakımdan düzenli aralıklarla mem kanseri muayenesi yapmak gerekmektedir.
Evde Meme muayenesi
Öncelikle bir aynanın karşısına geçin memelerinizi gözlemleyin memelerinizin büyüklük şekil ve yön farklılıklarını dikkatle gözden geçirin ardından ellerinizi ensenizin arkasında birleştirerek gözlemlerinize devam edin. Meme uçlarında iltihap akıntı vb durumlar var mı kontrol edin. Sonra aynı kontrolleri aynaya karşı yan durarak yapın. Gözlemlerini tamamladıktan sonra bir elinizi sırtınızın ulaşamayacağınız noktasına kadar uzatın ve elinizle koltuk altından başlamak üzere göğüs altınıza kadar baskılı bir şekilde cilt altını kontrol edin. Aynı işlemi diğer göğsünüzde de yapın ardından tüm göğsünüzü halkalar içine alacak şekilde göğüs dibinden göğüs ucuna kadar iki parmağınızla kontrol edin böylece koltuk altı dahil olmak üzere göğüs bölgenizde dokunmadığınız nokta kalmasın tüm bunları yaptığınızda elinize şüpheli bir kistik yapı gelmiyorsa sorun yok demektir. Ancak elinize düğme nohut vb büyüklüklerde sertlikler geliyorsa muhakkak bir doktora başvurum Ancak telaş etmeyin çünkü memelerdeki tüm kistler kanser değildir bazı iyi huylu tümörlerde kadınlar
Vajina mantarlarının çok çeşitli nedenleri olmakla birlikte en yaygın vajina mantarı candida virüsüdür. Vajina mantarlarında çeşitli renk ve kokularda akıntıla gelebilmektedir. Vajina mantarlarının oluşum nedenleri iyi tespğit edilmeden tedaviye başlanmamalıdır. Eğer yanlış antibiyotik seçimi yapılırsa Hastalık daha da ilerleyebilir ve geçmeneyen akıntılar geçmeyen koku ve mantarlar oluşabilir. Bu bakımdan doktorunuzdan muhakkak vajinal mantarınızdan kültür alınarak test yapılmalı ardından ona uygun antibiyotik yazılamlıdır. Bu durumda antibiyotikler aksatılmadan günü gününe alınmalı ve iyileşme sağlansa da ilaçlar bırakılmamalıdır.
Pamuklu çamaşırlar giymek tek eşlilik ve hijyenik şartlara dikkat etmek Vajinal mantarların oluşumunu engelleyici faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Vajinal akıntılarınız eğer sürekliyse koku yayıyorsa vakit kaybetmeden bir doktora danışmalı ve tedbir almalıdır.
Korkulu rüya haline gelen menopozun sıkıntılı dönemlerinden kurtulmak, sağlıklı bir yaşama devam edebilmek için; besleme dahil çeşitli önlemler almak gerekiyor.
Uzmanlara göre, kadın hayatı menopozdan önce ve menopozdan sonra diye ikiye ayrılıyor. Menopozla adetten kesilen kadının vücudunda oluşan birtakım değişiklikler, yaşam tarzlarını da etkiliyor. Ancak bu sıkıntılı dönemlerini yaşamlarında yapacakları değişiklik ve alacakları önlemlerle rahat bir şekilde geçerebiliyorlar.
Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’nden Op. Dr. Cihangir Yılanlıoğlu’nun verdiği bilgilere göre, Menopoz belirtileri ve atlatılması için gerekenler şunlar:
Bambaşka bir hayat değil
Menopoz kelime anlamı olarak adetlerin durması anlamına gelir. Tıbbi bir terim olarak ise kadının hayatında gördüğü son adet anlaşılır. Genel olarak en çok “menopoza girmek” ifadesi kullanılır. Gerçekte menopoz, son adetten hemen sonra girilen bambaşka bir hayat demek değildir. Menopoz, doğru anlamı ile son adet, sonrasında 12 ay adet görülmemesi ile tanımlanmış olur. Bu “son” adetten önce ve sonrasında vücutta farkında olduğunuz veya olmadığınız bir takım değişiklikler meydana gelir.
40-55 yaş arası normal sınırlar
1. Menopoz’ un ameliyat sonucu (yumurtalıkların alınması) veya doğal olarak meydana gelmesi arasında sonuçları açısından fark yoktur.
2. Menopoz yaşı ortalama 50′dir, 40- 55 yaş arası normal sınırlar kabul edilir.
3. Sigara içmek menopoz yaşını iki yıl erkene alır.
4. Son iki bin yılda, menopoz yaşı değişmemiştir. Böylelikle menopoz insan ömrünün uzaması ile ortaya çıkan bir “problem” kabul edilebilir.
Yaşlanma – menopoz ilişkisi
Yaşlanma doğal bir olaydır, ancak kadınlarda genellikle menopozdan sonra üzerinde durulan en önemli problemlerin başında kemik kaybı (osteoporoz) ve kalp (koroner hastalığı) gelir. Her iki sorun da menopozdan çok önce başlayabilir, her menopoza giren kadının bunları mutlaka yaşayacağı anlamı çıkartılmamalıdır ve menopoz (özellikle hormon) tedavisinin bunları kesin önleyeceği düşünülmemelidir. Vücutta kemik yoğunluğu 30 ve 40′lı yaşlarda zirveye ulaşır. Daha sonra yavaş bir kayıp söz konusudur ancak, menopozdan sonra kayıp hızı artar. Burada, en az menopoz kadar önemli olan diğer faktörleri de unutmamak gerekir.
Yemek için yaşamak mı? Yaşamak için yemek mi? En nefret ettiğim sorulardan biri bu olmalı, çünkü ben “yaşasın yemek yemek!” diyenlerdenim.
Sevdiğimiz yiyecekleri yerken, erkeklerden farklı bir metabolizmaya sahip olduğumuz gerçeğini unutmadan, kadına güç veren besinleri tüketmemizde fayda var.
İşte bu besinler;
TERE
Tere’nin göğüs kanseri için harika bir silah olduğunu biliyor muydunuz ? Aslında yaprak sebzelerin çoğu bu konuda harika, ancak tere birinci sırayı alıyor.
PANCAR
Mucize besinlerden biri pancar. Antioksidan özelliğinin yanında kalp sağlığınızı koruyan ve kanser ile savaşan içeriği sayesinde mutlaka tüketmeniz gereken besinler arasında rahatlıkla giriyor.
KIRMIZI GREYFURT
Kırmızı greyfurtun içinde bir başka ‘phytonutrient’ olan ‘likopen’ (Lycopene) bulunmaktadır. Bu madde, kansere ve kalp hastalıklarına karşı iyi gelir. Bu açıdan turuncu greyfurta oranla daha faydalıdır.
BADEM
Tek taş ile çok kuşl vuran bir besinden bahsediyoruz. Badem sinirleri güçlendirir, göğüs hastalıkları ile savaşır, beden ve zihin yorgunluğunu giderir, hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur, böbrek, idrar yolları ve cinsel organlardaki iltihapları iyileştirir. Daha ne yapsın ? Mutlaka tüketin.
YOĞURT
Günde 125 gr. yoğurt tüketimi hazımsızlık, mide ve bağırsak rahatsızlıklarını önler. Cildi pürüzsüz hale getirir, saçlara parlaklık kazandırır. Ayrıca, bünyesindeki yüksek dozda kalsiyum sayesinde menopoz döneminin tehlikeli hastalığı osteoporoza karşı güvenli bir koruyucudur.
MERCİMEK
Mercimek içerisinde yer alan diyet liflerinden çözünebilen lifler, vücutta var olan zararlı maddeleri içlerine hapseder; ve hızlı bir şekilde de vücuttan atarlar. Çözünemeyen lifler ise, mercimeğin faydaları arasında yer alan hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunların çözülmesinde etkili rol oynamaktadır.Mercimek, kalp sağlığını güçlendirici etkileri ile de bilinmektedir.
ZEYTİNYAĞI
Zeytin ve zeytinyağının, kemik gelişimine katkı sağladığı gibi yaşlanmayı da önleyici etkileri var. Ayrıca, sabahları aç karnına 1-2 çorba kaşığı alındığında yumuşatıcı ve yatıştırıcı olarak etki yapar. Özellikle bağırsak hareketlerini düzenleyici ve safra söktürücü etkisi mevcut.
Aslında eskiden kadınlar daha uzun yaşarlarmış. Bunun sebebi olarak ta iş dünyası ve stresten uzak, evinde huzur içinde olmaları, kötü alışkanlıkların sadece erkeklere mahsus olması gibi bir çok etken bulunmaktaymış. Bu yüzden kadınlar daha sağlıklı ve mutlu kalırlarmış.
Ama devir değişti. Kadınlarda erkekler gibi iş hayatına girdi. Bununla da yetinmeyip, eski düzendeki gibi ev işleri ve çocukların bakımı gibi başlı başına bir iş olan ev hayatının da sorumluluğu üzerlerine kaldı. şimdi kadınların eskisi gibi uzun ve sağlıklı yaşamaları bir yana, erkeklerden daha çok yıprandıkları garanti.
Ama bir gerçekte var ki, kadınların işi her zaman çok. Bu yüzden de fiziksel ve ruhsal olarak sürekli aktif haldeler. Her ne kadar ağır stres altında ve yorgun bir bedenle hareket etseler de kadınlar sürekli aktif haldeler. Bu yüzden işi bitmeyen kimsenin gidemediği gibi kadınlar da gidemiyorlar. Belki günümüzde yine kadınlar daha uzun yaşıyorlar. Ama bu defa uzun yaşamın sırrı işlerin bitmemesi olsa gerek.
Ayrıca eski yıllarda erkeklerin kullandığı ve bu yüzden de bir çok hastalığa davetiye çıkardığı tüm kötü alışkanlıklar artık kadınlarda da var. Bu yüzden kadınlar hem yorulup, hem yıpranıyorlar ve artık kendilerine iyi bakmadıkları da cabası.
Başıma geldiği için biliyorum. Dünyanın en zor işlerinden biri bence. Çok severek ve beğenerek bir ayakkabı alıyorsunuz. Deniyorsunuz, ayağınıza tam oluyor. Eve getiriyorsunuz, tekrar giyip bakıyorsunuz, yine bir şey yok. Ertesi sabah işe gitmek için evden yeni ayakkabınızla çıkıyorsunuz. Birkaç adım atıyorsunuz. Aman Allahım! Bu ne ızdırap? Yeni ayakkabınız o günü ve ondan sonraki günleri size zindan etmek üzere tasarlanmış bir canavara dönüşüyor. Uzmanlar ayakkabı vurmasına karşı bizi uyarıyor.http://www.rujlu.com/